Arakanlıların dönüşü için ”Myanmar’da istikrar” vurgusu

Abdülmümin, resmi temaslar ve görüşmelerde bulunmak üzere geldiği Türkiye’de AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Ülkesindeki Arakanlı mültecilerin Bashan Char adasına taşınmasına ilişkin dile getirilen endişeleri değerlendiren Abdülmümin, Rohingya halkının Myanmar’ın en önemli etnik grupları arasında yer alırken 1962’den bu yana baskı ve saldırılara maruz kaldığını belirtti.

Abdülmümin, Myanmar’daki 125 etnik unsurdan biri olan Rohingya halkının çeşitli dönemlerde uğradığı mezalime değinerek, “2017 yılı en kötü dönemdi ve bu dönemde 125 bin ev yakıldı, 116 bin ev yıkıldı. Köyler bir bir yok edildi. Bu dönemlerde onlara yardım elini ilk uzatan ülke her zaman Bangladeş oldu.” diye konuştu.

Bangladeş’in hiçbir tereddüt göstermeden sınırlarını açtığını anlatan Abdülmümin, “Şu anda 1,1 milyon Rohingya’ya ev sahipliği yapıyoruz. Yaklaşık 2 bin 428 hektar (yaklaşık 3 bin 400 futbol sahası) büyüklüğündeki engebeli bir arazide yaşıyorlar. Bir zamanlar burası fillerin yaşam alanıydı ama yok oldu.” dedi.

Abdülmümin, Arakanlıların kendi yaptıkları barınaklarda, sağlıksız şartlarda yaşadığını da ifade ederek, her yıl muson mevsiminde toprak kaymaları neticesinde evlerinin yıkıldığını ve çok sayıda mültecinin hayatını kaybettiğini vurguladı.

Bu nedenle 100 bin mültecinin ülkenin üçüncü büyük adası Bhasan Char’a taşınmasının gündeme geldiğini hatırlatan Abdülmümin, “Orada mülteciler için yaşam şartları daha güzel olan bir kamp kurmayı planladık. Çok sağlam bir ada. Buradaki yapıları yerden yüksekte kurduk. En son Amphan kasırgasında burada hiçbir yapı zarar görmedi ve elektrik kesilmedi. Dalgalar 3-4 metreyi buldu, birçok denizci güvenli olduğu için bu adaya sığındı.” değerlendirmesinde bulundu.

– “GERİ DÖNÜŞLER İÇİN ÖNCE MYANMAR’DA İSTİKRAR SAĞLANMALI”

Şu anda adada 19 bin mültecinin yaşadığını, adaya gönderilmenin gönüllülük esasına göre olduğuna dikkati çeken Abdülmümin, “Şu anda bulundukları Kutupalong kampında sadece günde 3 kere yemek yiyebiliyorlar. Bir odada 8-10 kişi kalıyorlar. Bhasan Char adasında daha sağlam evlerde yaşayıp okul ve hastane gibi ihtiyaçlara ulaşabiliyorlar. Okullarda Myanmar müfredatına göre eğitim veriliyor. Çünkü bir gün geri dönecekler ve topluma entegre olmaları lazım.” şeklinde konuştu.

Abdülmümin, tüm hazırlıkların Arakanlıların geri döneceği planına göre yapıldığına da işaret ederek, “Adada balıkçılık, tarım ve zanaatla uğraşabiliyorlar. Ekonomik aktivitelerde bulunarak para kazanıyorlar. Çünkü burada kalıcı değiller.” ifadelerini kullandı.

Myanmar ve Bangladeş’in iki komşu ülke olarak geçmişte de Rohingya halkının geri dönüşü üzerine anlaştığını hatırlatan Abdülmümin, “Myanmar Arakanlıları geri almak ve onlara huzur ve güvenlik sağlamak konusunda sözler verdi. Mültecilerin dönüşü için Arakan eyaletinde uygun ortamın oluşması gerekiyor. Ayrıca son 4 yıldır Arakan eyaletinden hiçbir şiddet haberi almıyoruz. Bu ortam, mültecilerin dönmesi için uygun bir ortam.” dedi.

Abdülmümin, daha iyi şartlarda yaşanan bir mülteci kampının geri dönüşleri etkilemeyeceğine inandığını da vurgulayarak, şunları söyledi:

“Dönecekler ancak biraz korkuyorlar. Şu anda orduya karşı bir güven sorunu yaşıyorlar. Hükümete inanmıyorlar çünkü zamanında onları öldürdüler. Myanmar’a bir teklifte bulunduk. Güven inşa etmelerine yardım edeceğimizi söyledik. Myanmar, Bangladeş’teki kamplara yetkilileri yollamalı ve insanlarla konuşmalı. Çünkü insanların kafasında bazı soru işaretleri var. Ayrıca sivil gözlemcilerin Arakan eyaletinde bulunması gerektiğini söyledik. Böylelikle Rohingya halkı, burada sivil gözlemcilerin bulunduğunu ve güvenliklerinin sağlandığını düşünür.”

Abdülmümin, Myanmar’da askerlerin yönetimi ele geçirmesiyle bu konuda görüşmelerde aşama kaydedilemediğinin de altını çizdi.

Darbe öncesi hükümetle Arakanlıların geri dönüşünün görüşüldüğünü kaydeden Abdülmümin, şu anda görevde askerler olsa dahi geçmişte iki kere askeri yönetimlerin Arakanlıların dönüşünü sağladığını hatırlattı.

Şu anda Myanmar’daki askeri yönetimle direkt temas yerine Çin gibi üçüncü ülkeler üzerinden temas kurduklarının altını çizen Abdülmümin, “Önce ülkede istikrar sağlanmalı. İstikrarlı hale geldiklerinde geri göndermeden söz edebiliriz.” dedi.

Abdülmümin, Türkiye gibi ülkelerin desteğiyle Arakanlılara sağlık, eğitim ve insani yardım gibi desteklerin ulaştırıldığını kaydetti.

Mültecilerin yüzde 76’sının çocuk ve kadın olduğu söyleyen Abdülmümin, “İnsani yardım yapmak yeterli değil, Bu insanların bir geleceği olmalı. Ülkelerine dönmeli ve burada bir gelecek kurmalılar. Ülkelerine dönerlerse bir gelecekleri olur.” diye konuştu.

– “MÜLTECİ KAMPLARINDA SALGIN KONTROL ALTINDA”

Bangladeş’in bölgede bir barış ülkesi olduğunu ve komşularıyla iyi ilişkiler kurduğunu aktaran Abdülmümin, bağımsızlık sürecinde kendilerini desteklemeyen Çin’le dahi bugün iyi ilişkiler içinde olduklarını bildirdi.

Abdülmümin, Myanmar ve Hindistan gibi komşu ülkelerle sorunların diyalog yoluyla çözüldüğünü ifade ederek, “Afganistan konusu ise zor bir konu. Bangladeş olarak insani yardım konusunda elimizden geleni yapıyoruz. Umarım yeni yönetim, doğru adımlar atarak uluslararası kamuoyunun önemli bir üyesi haline gelir.” dedi.

Bangladeş’in yeni tip koronavirüsle (Kovid-10) mücadelede son derece başarılı olduğuna dikkati çeken Abdülmümin, “Bangladeş’te 5 ila 10 milyon arası ölümün yaşanacağına dair tahminler vardı. Dünyanın kilometrekareye en çok insan düşen ülkesiyiz ve ABD veya İngiltere’deki gibi sağlık kurumlarına sahip değiliz. Bütün bunlara rağmen ölüm oranlarımız çok düşük.” diye konuştu.

Aşılama çalışmalarına da çok erken bir dönemde başladıklarını anlatan Abdülmümin, kendi yerli aşılarını da ürettiklerini belirtti. Abdülmümin, “Şu ana kadar 110 milyon vatandaşımız aşılandı. Bu ay sonunda 132 milyonu aşmayı planlıyoruz. Nüfusumuzun yüzde 80’i aşılanmış olacak. Nüfusumuzun tamamına yetecek kadar aşıya da sahibiz.” ifadelerini kullandı.

Abdülmümin, 217 ülkeye ilaç ihraç eden Bangladeş’in geliştirdiği “Bangavax” adlı Kovid-19 aşısının yakında kullanılmaya başlanacağını aktararak, “Zengin ülkelerin ihtiyacından fazla aşıya sahip olması, fakir ülkelerin ise aşıya ulaşamaması çok üzücü. Bu fark kapatılmalı. Salgın bize bunu gösterdi. Bir ülke tek başına hiçbir sorunla mücadele edemez. İş birliğine ve yakın çalışmaya ihtiyacımız var. Kovid-19 bize samimi bir şekilde iş birliği yapıldığında sorunların aşılabileceğini öğretti.” diye konuştu.

Salgının Arakanlı mülteci kamplarında da kontrol altında olduğuna vurgu yapan Abdülmümin, “Ölüm şu an tek haneli şekilde artıyor. Enfeksiyon oranı ise yüzde 1 civarında. Dünya Sağlık Örgütüne göre yüzde 5’in altındaysa salgın kontrol altında demek. Omicron varyantı henüz tespit edilmedi.” dedi.