”Putin’in hedefi ABD’yi Avrupa’dan çıkarmak”

Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) Millî Savunma ve Güvenlik Enstitüsü Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Emekli Vali Doç. Dr. Hasan Canpolat, Ukrayna krizinde tutumunu anlamak için Rusya’nın kendisini nasıl algıladığını, Rusya jeopilitiğini, Rusya’yı Sovyet sonrası dönemde dönüştürmeyi başaran Putin’in ve onun politika önceliklerinin anlaşılması gerektiğini vurguladı.

‘SALDIRI İTTİFAKI’

Milliyet’in haberine göre, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının, etkileri halen süren bir travmaya dönüştüğüne vurgu yapan Canpolat, şunları dile getirdi:

“Kısa süre sonra NATO, Sovyetler döneminde Rusya çevresinde bir tampon bölge oluşturan ülkelere doğru genişledi. NATO genişlemesi, hazırlıksız yakalanmamak için çekirdeğin etrafındaki alanı genişletmek üzerine kurulu Rus güvenlik stratejisi açısından kırmızı çizginin geçilmesi anlamına geliyordu. Rusya, AB’nin konsolidasyonu ve NATO’nun genişlemesine yanıt olarak çok az şey yapabildi. Batı, Rusya’nın eylemsizliğini yanlış yorumladı. Batılı güçler, Moskova’nın Soğuk Savaş sonrası düzeni engellemedeki başarısızlığını eylemlerine destek olarak değerlendirdi.

Rusya’yı alarma geçiren sadece NATO’nun genişlemesi değil, NATO’nun dönüşümü olmuştur. Rusya’ya göre artık NATO, müttefiklerin Soğuk Savaş sırasında savunduğu gibi bir savunma ittifakı değil, bir saldırı ittifakı hâline gelmiştir.”

PUTİN DOKTRİNİ

Rusya’nın küresel dengelerde kendi yerini aradığını ve “Putin Doktrini” oluştuğuna işaret eden Canpolat, bu doktrinin en önemli hedeflerinden birisinin İttifak’ı zayıflatmak, bölmek ve nihai olarak ABD’nin Avrupa’dan çekilmesini sağlamak olduğunu kaydetti. Ukrayna krizinin bu amaçla çıkarıldığına vurgu yapan Canpolat, “Şu anda, Rusya’nın Avrupa ve NATO üzerinde yarattığı baskı ve Ukrayna krizi, Putin’in istediğinin aksine İttifak’ın birliğini geçici olarak pekiştirmiş gibi görünüyor” diye konuştu.

HEDEF İŞGAL DEĞİL

Canpolat, Putin’in Kırım ve Suriye’den sonra yeni bir aşamaya geçmeye karar verdiğini, Ukrayna kriziyle bu yaklaşımı bir adım daha ileriye taşıdığını dile getirdi. Canpolat, “Aslında Putin’in esas hedefi, Ukrayna’yı işgal etmek değildir. Ukrayna krizi Putin’in satranç oyununda veziri istemesi anlamına gelmekte ve veziri alırsa bir sonraki hamlede şah diyecektir” tespitini yaptı

Rusya’nın, Ukrayna krizinde uyguladığı ne istediğini bilen stratejisine karşılık ABD ve NATO’nun kafa karışıklığı bulunduğunu dile getiren Canpolat, “Rusya’nın istediği sonucu alabilme ihtimali vardır. Rusya’nın bu hamlesi başarıya ulaşırsa, nihai hedefi olan ABD’ni Avrupa’dan çıkarmayı da başarabilir ve Avrupa üzerinde nüfuzunu tekrar kurabilir. Bu durumda, nihai hedefi olan küresel düzenin mimarisini kalıcı olarak değiştirme amacıyla son hamlesini yaparak, Asya-Pasifik bölgesine odaklanacaktır” ifadelerini kullandı.

ÇİN İLE YAKINLAŞMA

Rusya’nın Çin’le de yakınlaşmasına dikkat çeken Canpolat şöyle devam etti:

“Böyle bir senaryoda, Pasifik bölgesinde ABD öncülüğünde kendisine karşı oluşturulan güçlü ittifak karşısında bunalan Çin ile güçlerini birleştirip ABD’yi Pasifik bölgesinde de etkisizleştirebilirler. Böyle bir senaryo, sadece soğuk savaş sonrası kurulan dengelerin değil, yaklaşık 200 yılda oluşan Batı öncülüğü ve üstünlüğüne dayalı liberal küresel düzenin sonu, yeni bir küresel dengenin önünün açılacağı anlamına gelecektir… Hem Rusya hem de Çin, çok kutuplu bir dünyada daha fazla nüfuzu olan yeni bir sistem talep ediyor… Şu çok net söylenebilir; sarsılan küresel dengelerin kilit taşı Ukrayna’dır. Bu kilit taşı yerinden oynarsa, tüm yapının çökme ihtimali vardır.”